Titanic ve sırları

Titanik, White Star Line şirketinin sahibi olduğu Olympic sınıfı bir yolcu gemisidir.14 Nisan 1912 yılında ilk seferinde batmıştır.

87 yıl önce, 12 Nisan günü, Newfoundland'ın 550 kilometre açığında batan dev transatlantik Titanik'ten günümüze sadece dev bir batık kaldı. Peki neydi bu gemiyi böylesine önemli yapan? İşte hikayesi...

Titanik, İrlanda tersanelerinde üretilen ve o zamana kadar görülmemiş ölçütlere sahip bir gemiydi. Üretici firma aslında bu gemiyi RMS Mauretania gibi gemilerle rekabet için üretmişti. Geminin dizaynı Alexander Carlisle tarafından yapılmıştı. Geminin mühendisi ise Thomas Andrews'ti...

Titanik, 269.1 m uzunluğuna, 28.2 m genişliğe, 46,328 groos ton ağırlığa sahipti. Üç adet dev pervane ile 29 adet kömür kazanına sahipti. Gemi 3,547 yolcu ve mürettebat taşıyabiliyordu. Bu ölçütler o zamana kadar görülmemişti!

Titanik'in "Batmaz" özelliğini almasındaki en önemli etken, kompartımanlar arasındaki su geçirmez levhalardı. Herhangi bir su alımında bu levhalar kapatılarak su geçişi önlenecekti...

Gemi, o zamana kadar yapılmış en lüks gemiydi. Gemi'de standart olarak ana güvertede yüzme havuzu, spor salonu, Türk hamamı, hem birinci sınıf hem de ikinci sınıfta kütüphane, tenis kortu sunulmaktaydı. Birinci sınıf ortak odaları çok özel ağaç işlemeciliği, pahalı mobilyalar ve diğer dekorasyonlar ile süslenmişti.

Geminin en zayıf noktası olarak filika sayısı gösteriliyordu. Gemide, gemideki insanların ancak R'sini taşıyabilecek 20 ahşap filika vardı. Aslında o zaman filika sayısı insan sayısından ziyade gemilerin ağırlıklarına göre ayarlanıyordu. Ve bu küçük hata, Titanik'teki insanların dörtte üçünün ölümüyle sonuçlanacaktı...

Geminin kaptanı, Edward John Smith'di. Kaptanın gemideki ölümüyle ilgili birçok spekülasyon var. Bunlardan biri, tek başına kaptan köşkünde kalıp gemi ile beraber soğuk sulara gömülmesi, diğeri ise eline geçirdiği bir silahla kendi kendini vurması. Ancak baktığımızda kaptanın bu kazadaki payı sanılanın aksine az. Çünkü, gelen raporlar genellikle kaptana iletilmemişti ve mürettebat tarafından geminin hızı ayarlanmıştı...

Titanik'in ilk seferi, Southampton ile New York arasıydı. 10 Nisan 1912 tarihinde Kaptan Smith'in komutasında ilk seferine başladı. 14 Nisan akşamı ise Titanik son saatlerine giriyordu...

Saat 23.39'da, New Foundland'ın güney açıklıklarında Titanik, buzdağı ile karşılaştı. Gözcülerden Frederick Fleet, üç kez çan çaldı ve köprüye telefon etti. Telefona altıncı subay James Moody çıktı. Fleet; "Orda biri var mı?" diye bağırdı. Moody; "Evet ne gördün?" diye cevap verdi. Fleet; "Tam önümüzde buz dağı var!" şeklinde bağırdı. Moody, kıdemli ve o anda köprüde sorumlu Birinci subay William Mcmaster Murdoch'u uyarmadan önce "Teşekkür ederim" şeklinde cevap verdi ve telefonu kapattı.

Kazan dairesine inen ilk emir, "Tam Sancak Tarafı" idi. Yani geminin rotası, tamamen sağa kırılacaktı. Böylece tam karşıdaki buz dağından kurtulmaya çalışılacaktı. Buz dağının görülmesi ve çarpışmanın gerçekleşmesi arasında 31 saniye vardır. Geminin burnu hızla sağa kaydırıldı ve buz dağına çarpması önlendi. Ancak kıç tarafı bu çarpışmadan kurtulamayacaktı. Kıç tarafı, buz dağında büyük bir kırmızı boya bırakarak oraya çarptı! İlk saniyelerde omurgada büyük hasar meydana gelmiş, beş kompartıman anında su altında kalmıştı. Çarpmanın yarattığı sarsıntı yaklaşık on saniyede tamamlandı.

Öndeki bölmeler su ile doldukça levhalar kapatılıyordu. Gemi mühendisi ve bazı tamirciler çarpışmanın hemen ardından bir toplantı yaptılar. Toplantıdan çıkan sonuç, geminin batacağıydı!

Çarpışmadan 25 dakika sonra Saat 00:05'de Kaptan Smith bütün cankurtaran filikalarının örtülerinin açılmasını emir etti; beş dakika sonra saat 00:10'da yerlerinden çıkartılmasını ve saat 00:25'de filikaların kadınlar ve çocuklar ile doldurulmasını ve aşağıya indirilmesini emir etti. Saat 00:50'de dördüncü subay Joseph Boxhall ilk beyaz yardım fişeğini ateşledi.

12:45'ten itibaren filikalar yolcular ile indirilmeye başlandı. Burada da büyük hataların olduğu görülüyor. 70 kişinin sığabileceği filikaya 12 kişinin bindirildiği görülmüştür. Saat 02:05'ten itibaren filikaların indirilmesi bırakıldı. Gemi, artık kendi kaderine kalmıştı...

Saat 2:30'da geminin dev pervaneleri büyük bir gürültü ile su yüzüne çıktı. Buna dayanamayan gemi ortadan ikiye büyük bir gürültü ile ayrıldı. Tam bir can pazarı yaşanıyordu!

Batışı, 1517 kişinin ölümüyle sonuçlandı ve dünya savaşları dışındaki en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Geminin enkazı, ancak 1985'te bulunabildi. Gemi, uzun uykusuna Atlantik'in derinliklerinde devam etmekte...

Geminin batışındaki ağırcan kaybının sebebi olarak her zaman filika yetersizliği gösterildi. Ancak, her büyük felakette olduğu gibi bu felaketinde manevi boyutu vardır. "Batmaz" denilen ve adeta Tanrı ile karşılaştırılan bu geminin henüz ilk seferinde batması, bize gösterilen büyük delillerden biridir.